

Kitap Söyleşileri No.21 | Yusuf Atılgan — Aylak Adam Tür: Modernist, psikolojik ve toplumsal roman İlk yayın: 1959 Önerilen baskı: Yapı Kredi Yayınları Çevirmen: Yok; eser Türkçe yazılmıştır. Yusuf Atılgan’ın ilk romanı olan Aylak Adam, modern Türk edebiyatında yalnızlık, yabancılaşma, kent hayatı ve anlam arayışını özgün bir psikolojik derinlikle ele alan temel eserlerden biridir. Yapı Kredi Yayınları da Atılgan’ı, özellikle Aylak Adam ve Anayurt Oteli romanlarında psikolojik yabancılaşma ve yalnızlık temasını güçlü biçimde işleyen modern Türk edebiyatının önde gelen ustalarından biri olarak değerlendiriyor. Romanın merkezindeki C., geçimini sağlamak için çalışmak zorunda olmayan; sıradanlaşmış ilişkilerden, alışkanlıklardan ve toplumun kendisine sunduğu hazır yaşam biçimlerinden uzak durmaya çalışan bir kent insanıdır. Bir yandan sahici bir ilişki ve anlam ararken diğer yandan hiçbir yere tam olarak bağlanamaz. Eser ilk kez 1959 yılında yayımlanmıştır. Bu kitap, Yorgunluk Toplumunun hemen ardından çok anlamlı bir geçiş sağlar: Byung-Chul Han, sürekli çalışan ve kendisini tüketen çağdaş insanı anlatır. Yusuf Atılgan ise çalışmanın, yerleşik düzenin ve toplumsal rollerin dışına çıkan insanın gerçekten özgür olup olamayacağını sorgular. Böylece “çok çalışmaktan yorulan insan”dan, “çalışmayı ve olağan hayatı reddettiği hâlde anlam bulamayan insan”a geçilir. Söyleşide tartışılabilecek başlıklar Aylaklık özgürlük müdür, yoksa hayattan kaçış mı? C.’nin toplumla uyuşamamasının nedeni toplum mudur, kendi karakteri midir? Modern kent insanı kalabalıkların içinde neden yalnızlaşır? Sahici ilişki arayışı neden giderek imkânsızlaşır? Ekonomik bağımsızlık, insanı gerçekten özgürleştirmeye yeter mi? İnsan sıradanlaşmayı reddederken başka bir yalnızlığın içine düşebilir mi? Etkinlik; edebiyat okurlarına, çalışma hayatını ve yerleşik yaşam biçimlerini sorgulayanlara, sanatçılara, eğitimcilere, gençlere, kent yaşamı, yalnızlık, özgürlük ve anlam arayışı üzerine düşünmek isteyen herkese açıktır. Point Kültür Sanat’ın Kitap Söyleşileri No.21 buluşmasında şu sorunun peşine düşüyoruz: İnsan toplumun kendisine sunduğu hazır yaşam biçimlerini reddettiğinde gerçekten özgürleşir mi; yoksa kendisini başka bir yalnızlığın içinde mi bulur?