Etkinlikler yükleniyor...


Kitap Söyleşileri No.27 | Lev Tolstoy — İvan İlyiç’in Ölümü Tür: Psikolojik ve felsefi kısa roman İlk yayın: 1886 Önerilen Türkçe baskı: İletişim Yayınları, İletişim Klasikleri Çevirmen: Ergin Altay Dışarıdan bakıldığında düzenli, saygın ve başarılı görünen bir hayatın, ölüm karşısında bütün anlamını yitirebileceğini düşünün. Mesleğinizde yükselmiş, toplumun beklentilerine uygun bir aile ve çevre kurmuşsunuz; fakat hayatınızın sonuna yaklaşırken gerçekten kendi hayatınızı yaşayıp yaşamadığınızdan emin değilsiniz. Lev Tolstoy’un İvan İlyiç’in Ölümü adlı kısa fakat sarsıcı romanı, yüksek rütbeli bir yargıç olan İvan İlyiç’in hastalık ve ölüm karşısında yaşadığı büyük iç hesaplaşmayı anlatır. İvan İlyiç, toplum tarafından doğru ve başarılı kabul edilen bir hayat sürmüştür. Mesleğinde ilerlemiş, saygınlık kazanmış ve çevresinin onayladığı bir düzen kurmuştur. Ancak hastalığı ağırlaştıkça, hayatı boyunca önem verdiği makamın, servetin, itibarın ve toplumsal görünüşün ölüm karşısında hiçbir anlam taşımadığını fark etmeye başlar. Onu asıl korkutan yalnızca ölmek değildir; belki de baştan sona yanlış kurulmuş bir hayat yaşamış olabileceği düşüncesidir. Tolstoy, İvan İlyiç’in kişisel hikâyesi üzerinden başarı, kariyer, aile, toplumsal kabul, yalnızlık, merhamet ve ölüm gibi insan hayatının temel meselelerini sorgular. Roman, ölümün yalnızca hayatın sonu olmadığını; insanı yaşadığı hayatın gerçekliğiyle yüzleşmeye zorlayan güçlü bir ayna olduğunu gösterir. İletişim Yayınlarının önerilen baskısı Ergin Altay’ın Rusça aslından yaptığı çeviriyle yayımlanmış; yazar ve dönem kronolojisiyle birlikte Jerome Donnelly’nin sonsözünü de içermektedir. Söyleşide tartışılacak başlıklardan bazıları: Başarılı görünen bir hayat, gerçekten iyi ve anlamlı bir hayat mıdır? İnsan kendi değerlerine göre mi, toplumun kendisinden beklediği biçimde mi yaşar? Makam, servet ve saygınlık ölüm karşısında neden anlamını kaybeder? Hastalık ve ölüm düşüncesi insanın hayatla ilişkisini nasıl değiştirir? İvan İlyiç’in ailesi ve meslek çevresi onun acısı karşısında neden gerçek bir yakınlık kuramaz? Görev gereği ilgilenmek ile sahici merhamet arasındaki fark nedir? İnsan hayatının yanlış kurulduğunu ne zaman ve nasıl fark eder? Ölüm bilinci daha dürüst ve sahici bir hayat kurmamıza yardımcı olabilir mi? Etkinlik; edebiyat okurlarına, hukukçulara, yöneticilere, çalışanlara, sağlık ve eğitim dünyasına, sanatçılara ve başarı, toplumsal statü, yaşamın anlamı ve ölüm üzerine düşünmek isteyen herkese açıktır. Point Kültür Sanat’ın Kitap Söyleşileri No.27 buluşmasında şu sorunun peşine düşüyoruz: İnsan, herkesin doğru ve başarılı bulduğu bir hayatı yaşarken kendi hayatını bütünüyle ıskalamış olabilir mi?