

The Lobster, modern toplumun “normal ilişki” fikrini nasıl bir denetim ve uyum mekanizmasına dönüştürdüğünü çarpıcı bir kurgu üzerinden görünür kılıyor. Yalnız bireylerin belirli bir süre içinde partner bulmaya zorlandığı, aksi takdirde hayvana dönüştürüldüğü otel mekânı; Foucault’nun disiplin toplumunu, Agamben’in istisna hâlini ve güncel biyopolitika tartışmalarını çağrıştıran güçlü bir metafor alanı olarak karşımıza çıkıyor. Bu söyleşide şu başlıklar etrafında film üzerine derinleşeceğiz: Aşkın ve çift olmanın “özgür seçim” mi, yoksa “yönlendirilmiş bir norm” mu olduğu sorusu, Bedene ve arzuya uygulanan ince ayarlı şiddet biçimleri, Ormandaki “yalnızlar” hareketinin gerçekten alternatif bir özgürlük alanı olup olmadığı, Filmdeki mizah, soğukkanlılık ve duygusal mesafe estetiğinin, çağdaş sinemadaki yerini ve etkisini. Sanatseverlere, akademisyenlere ve düşünsel tartışmalardan hoşlanan izleyicilere açık olan bu oturumda, The Lobster üzerinden hem günümüz ilişki rejimini hem de “mutluluk” adı altında yeniden üretilen itaat kültürünü sorgulayan bir tartışma zemini kurmayı hedefliyoruz.