Point Sanatçı Söyleşileri Başladı: Bahçecik’ten Yükselen Bir Heykel Hikâyesi
Point Kültür Sanat, “Point Sanatçı Söyleşileri” başlığı altında başlattığı yeni buluşma dizisinin ilk programında, Bahçecik’te yaşayan değerli heykeltıraş Orhan Özçalık’ı ağırladı. “Heykel, Mekân ve Çağdaş Sanat” ekseninde şekillenen söyleşi; heykelin malzemeyle kurduğu sessiz ama belirleyici ilişkiyi, üretim disiplininin zamanla örülen doğasını ve çağdaş sanatın bugün aldığı yönleri ele alırken, alışıldık sunum kalıplarının ötesine geçerek dinleyiciyi yaşanmışlığın içinden konuşan bir sanat deneyimine davet etti.
Bu buluşmayı alışılmışın dışında kılan, heykel ve çağdaş sanatın kavramsal tarihçesini sıralayan bir “literatür turu”ndan ziyade; Orhan Özçalık’ın hayat çizgisi, anıları, atölye ritmi ve üretim kararları üzerinden ilerleyen bir anlatı kurmasıydı. Heykel, bu bağlamda, yalnızca biçimsel bir araştırmanın sonucu olarak değil; emek, sabır ve yön duygusu ile yoğrulan bir varoluş dili olarak belirdi. Malzeme, söyleşide bir araç olmaktan çıktı sanatçının düşüncesiyle karşılıklı etkileşen bir “ortak”a dönüştü; mekân ise sadece sergileme zemini değil, üretimi şekillendiren aktif bir bileşen olarak konuşmanın merkezine yerleşti.
Söyleşi, Bahçecik’in dinginliğinden beslenen bir sanat yolculuğuna yakından tanıklık etme imkânı sundu: izleyici, heykelin teknik tariflerinden önce, bir heykeltıraşın dünyayı kavrama biçimini; gündelik hayatın içinde süren arayışlarını ve üretime dair titizliğini dinledi. Bu yaklaşım, çağdaş sanatı “uzaktan” konuşulan bir alan olmaktan çıkarıp, insanın hayatıyla temas eden bir sahicilik düzlemine taşıdı; kavramların ardında duran gerçek şeyin, çoğu zaman bir sanatçının yıllar içinde biriktirdiği bakış, terbiye ve hafıza olduğu bir kez daha görünür oldu.
Etkinliğe gösterilen ilgi, bu sahiciliğin karşılığını da açık biçimde ortaya koydu. Kontenjanı aşan katılım, yalnızca güçlü bir organizasyon başarısı değil; bölgede kültür-sanat etkinliklerine dönük talebin niceliğinin ötesinde, nitelik bakımından da olgunlaştığının işaretiydi. Dahası, salondaki konuk profili, söyleşinin seviyesini belirleyen başlıca unsurlardan birine dönüştü: soruların derinliği, katkıların yerindeliği ve farklı disiplinlerden gelen izleyicilerin kurduğu düşünsel akış, buluşmayı sıradan bir etkinlik olmaktan çıkarıp entelektüel bir karşılaşma düzeyine yükseltti. Bu dikkatli, meraklı ve donanımlı katılımcı kitlesi; hem konuğu hem de buluşmanın gerçekleştiği kültür iklimini onore eden bir görünürlük üretti.
Buluşmanın en anlamlı ayrıntılarından biri ise, konuklar arasında üç çocuğun anne-babalarıyla birlikte söyleşiyi baştan sona, üstelik sıkılmadan takip etmesiydi. Bu küçük ama kıymetli sahne, heykelin ve sahici anlatının yalnızca “uzmanlara” ait olmadığını; doğru bir dil ve samimi bir üretim hikâyesiyle sanatın, kuşaklar arasında doğal bir merak köprüsü kurabildiğini gösterdi. Kültür-sanatın sürdürülebilirliği tam da bu noktada başlar: çocukların “susmak zorunda kaldığı” bir salondan değil, dikkat kesilebildiği bir ortak deneyim alanından.
Point Kültür Sanat, bu başlangıçla kendi misyonunu yeni ve güçlü bir içerikle somutlaştırdı: yerel sanatçıyı görünür kılmak, üretimi “hikâyesiyle birlikte” sahneye taşımak, izleyiciyi pasif bir izleme konumundan çıkarıp düşüncenin ortağı haline getirmek. Point’in kurduğu zemin, kültür-sanatın merkezinin yalnızca büyük şehirlerin büyük salonları olmadığını; kimi zaman bir semtin sükûnetinin, bir atölyenin disiplininin ve bir topluluğun ortak merakının, çağdaş sanatın en canlı sorularını taşıyacak kadar güçlü olabildiğini hatırlattı.
“Point Sanatçı Söyleşileri”nin bu ilk buluşması, bölgenin kültür-sanat hafızasına kayda değer bir başlangıç olarak not edildi. Point Kültür Sanat, istikrarlı, seçici ve derinlikli programlarla, yerel üretimi saygın bir çerçevede buluşturmaya ve bu coğrafyada kültür-sanatın sürekliliğini güçlendirmeye devam edecek.




