Kocaeli Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde gerçekleştirilen toplantıda, Körfez Bienali fikri şehrin kültürel potansiyeli, kurumsal iş birliği imkânları ve geleceğe dönük kültür politikası bakımından değerlendirildi. Toplantının amacı, bienal fikrini önceki görüşmeler ışığında görünür kılmak ve proje için ilk netleşmesi gereken karar başlıklarını ortaya koymaktı. Toplantı dosyasına göre bu buluşma, 23 Aralık 2025’te yapılan ilk değerlendirme toplantısının devamı niteliğindeydi ve o ilk aşamada da Kocaeli’de sanat üretiminin güçlü, buna karşılık koordinasyonun zayıf olduğu tespiti öne çıkmıştı. Toplantının açılışında konuşan Kocaeli Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Süreyya Temel, bienal fikrini Kocaeli için önemli bir kültürel imkân olarak ele aldı. Temel’in çerçevesi, bu başlığın yalnızca takvime eklenecek bir etkinlik değil, şehrin kültürel birikimini daha görünür, daha derli toplu ve daha etkili biçimde ortaya koyabilecek ortak bir zemin olabileceğine işaret etti. Bu yaklaşım, toplantının genel ruhunu da belirledi.
Toplantının içerik sunumu Dr. Öğr. Üyesi Fatoş Su Özkarataş tarafından gerçekleştirildi. Özkarataş’ın sunumu, bienal düşüncesinin kavramsal çerçevesi, muhtemel yönelimleri ve taşıdığı imkânlar bakımından zengin ve bilgilendirici bir içerik sundu. Toplantı akışında içerik sunumu, gündemin en önemli bölümü olarak tanımlanmıştı. Sunumun tema, amaç, kapsam ve karar beklentisini netleştirmesi gerektiği özellikle belirtilmişti.
Toplantının dikkat çeken katkılarından biri de, Kocaeli tiyatro hayatının yaşayan hafızası ve öncü emektarlarından Burhan Akçin’in paylaşımları oldu. Akçin, yıllara yayılan sahne birikiminden süzülen gözlem ve anılarını samimi bir dille anlattı. Yıllar önce palyaço olarak gösteriler yaptığı dönemde burnunun koparıldığını, kostümünün içine çeşitli nesneler atıldığını aktarması, salonda hem tebessüm hem de düşünce uyandırdı. Bu anlatılar, sanat hayatının yalnızca alkıştan, sahne ışığından ve görünürlükten ibaret olmadığını; emek, sabır, direnç ve sahici bir adanmışlık istediğini yeniden hatırlattı. Akçin’in sözleri, Kocaeli’de düşünülmekte olan bienalin de şehrin yaşayan kültür hafızasını, sahne deneyimini ve yerel birikimini dışarıda bırakmadan şekillenmesi gerektiğini gösteren kıymetli bir katkı sundu.
Prof. Dr. İsmail Keskin ise Almanya Essen deneyiminden yola çıkarak, kültür sanat hamlelerinin yalnızca iyi niyetle değil, güçlü bir kurumsal çerçeve, açık sorumluluk paylaşımı ve sürdürülebilir bir işleyişle anlam kazandığını vurgulayan değerlendirmelerde bulundu. Keskin’in yaklaşımı, bienal gibi çok paydaşlı yapıların tesadüfle değil, planla, eşgüdümle ve ısrarlı bir takip anlayışıyla gelişebileceğini hatırlattı.
Point Kültür Sanat’ın kurucusu Sedat Çiftçioğlu da, bundan sonraki aşamanın bu fikrin somut bir projeye dönüştürülmesi olduğunu, stratejik planın hazırlanması, paydaş rollerinin açık biçimde tanımlanması ve sürecin sıkı bir çalışmayla adım adım izlenmesi gerektiğini söyledi. Çiftçioğlu, bienalin yalnızca bir tanıtım başlığı olarak değil, amaç, tema, yönetişim, bütçe, takvim ve çalışma grupları netleşmiş karar üretici bir yapı olarak ele alınması gerektiği açık biçimde vurguladı. Ayrıca Point’in önerisi, üniversite, iş dünyası, yerel yönetimler, bağımsız kültür aktörleri, sanatçılar ve iş dünyasının net roller üstlendiği 30-60-90 günlük bir yol haritası ihtiyacına dikkat çekti.
Toplantı boyunca ortaya çıkan genel kanaat şuydu. Kocaeli’de bienal fikri, birkaç etkinlikten oluşacak geçici bir kültür takvimi olarak değil, şehrin kültürel potansiyelini ortak bir omurgada toplayabilecek, genç sanatçılara alan açabilecek, kurumlar arasında yeni iş birlikleri kurabilecek ve kentin kültürel hafızasına kalıcı katkı sunabilecek bir imkân olarak görülüyor. Nitekim toplantı sonunda da, bienalin tek başına bir sergi dizisi değil, “şehri okuyan, ilişki kuran ve kalıcı kültürel koordinasyon üreten bir yapı” olması gerektiği özellikle ifade edildi.
Bununla birlikte, böylesine önemli bir kültür başlığının ele alındığı bir toplantıda bazı etkili kurumların eksikliği de dikkat çekti. Şehrin ekonomik ve kurumsal ağırlığını taşıyan İTO ve Kocaeli Sanayi Odası yöneticilerinin, Kocaeli’nin kültürel geleceğini ilgilendiren bu buluşmada yer almamaları dikkat çekti. İş dünyası ve yerel yönetimlerin bu tür girişimlere yalnız iyi niyet beyanı düzeyinde değil, somut destek, görünürlük ve kurumsal sahiplenme bakımından daha belirgin katkı vermesi beklendiği belirtildi.
Toplantının açılışına incelik katan bölümlerden biri de, Doç. Dr. Alper Akgül’ün sunduğu piyano dinletisi oldu. Akgül’ün katkısı, toplantıya zarafet katan ve günü anlam bakımından zenginleştiren kıymetli anlardan biri olarak hafızada yer etti. Toplantının hafızada kalacak incelikli anlarından biri de, Prof. Dr. İsmail Keskin’in günün anlam ve hatırasına binaen, bir litografi eserini tüm katılımcılara hediye etmesi oldu.
Sonuç olarak, Kocaeli’de bienal fikri artık yalnızca konuşulan bir ihtimal olmaktan çıkmış görünüyor. Önünde hâlâ tema, yönetişim, bütçe, takvim ve rol dağılımı gibi netleştirilmesi gereken önemli başlıklar var. Ama ortada küçümsenmeyecek bir gerçek de bulunuyor. Kocaeli, kültürel potansiyeli güçlü bir şehir. Asıl ihtiyaç, bu potansiyeli ortak bir dil, ortak bir yön ve ortak bir çalışma disiplini içinde görünür hale getirebilmek. 8 Nisan’daki toplantı, tam da bu arayışın önemli bir eşiği olarak kayda geçti.




