Cazim Gürbüz
Cazim Gürbüz (1948, Bayburt – 7 Şubat 2026), şiir, öykü, deneme, araştırma-inceleme, gazetecilik ve siyasal düşünce alanlarında eserler veren Türk yazar, gazeteci ve mali müşavirdir. İşletme, muhasebe ve maliye alanlarındaki mesleki birikimini edebî ve düşünsel üretimiyle birleştirmiş; Cumhuriyet, Atatürkçülük, milliyetçilik, laiklik, din, deizm, sosyalizm, Türk kültürü ve ekonomik bağımsızlık üzerine çalışmalar yapmıştır. Düşünsel çizgisinin yaşamı boyunca değişmesi, yerleşmiş siyasal ve dinsel kabullerini ileri yaşlarında da yeniden sorgulaması, onun entelektüel biyografisinin ayırt edici özelliklerinden biridir.
Yaşamı ve eğitimi
Cazim Gürbüz, 1948 yılında Bayburt’ta doğdu. Yükseköğrenimini Atatürk Üniversitesi İşletme Fakültesinde tamamladı. Meslek yaşamının ilk döneminde Ziraat Bankası’nda çalıştı; daha sonra Tekel ve Türk Standartları Enstitüsü’nde çeşitli yöneticilik görevleri üstlendi. Erzurum Meslek Yüksekokulu’nda bir süre Banka Muhasebesi ve Ticari Hesap dersleri verdi.
Özel sektördeki çalışmalarının ardından serbest muhasebeci mali müşavirliğe yöneldi. 2000–2001 yıllarında Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğü Yönetim Kurulu üyeliğinde bulundu; 2001’de mesleki sınavı kazanarak Yeminli Mali Müşavir unvanını aldı. 2008’de mesleki faaliyetini bırakarak çalışmalarını ağırlıklı olarak yazarlık ve gazetecilik alanında sürdürdü.
Gürbüz’ün işletme, muhasebe, vergi ve kamu yönetimi konularındaki deneyimi, daha sonraki düşünce yazarlığının önemli kaynaklarından biri oldu. Özellikle ekonomi, vergi, devletçilik ve Cumhuriyet dönemi iktisat politikaları üzerine kaleme aldığı eserlerde mesleki birikimi belirgin biçimde görülür. Bu yönüyle Gürbüz’ün yazarlığı, edebiyatla sınırlı olmayan; mesleki bilgi ile kamusal düşünce üretimini bir araya getiren bir nitelik taşır.
Yaşamının önemli bölümünü İzmit’te geçirdi. Meslek yaşamı, gazeteciliği, siyasal faaliyetleri ve kültürel ilişkilerinin önemli bir bölümü Kocaeli çevresinde gelişti. 7 Şubat 2026’da yaşamını yitirdi; cenazesi İzmit Yahya Kaptan Mahallesi Merkez Camisi’nden kaldırıldı.
Edebiyat çevresine girişi
Gürbüz’ün edebiyatla ilişkisi gençlik yıllarında şiir aracılığıyla başladı. Edebiyat çevrelerinde görünürlük kazanmasında, şair Şemsi Belli yönetimindeki Şiir Defteri dergisi etkili oldu. Bazı şair arkadaşlarıyla birlikte derginin çalışmalarına yaklaşık beş yıl destek verdi. Şiirleri Şiir Defterinin yanı sıra Güneysu, Kuzeysu, İlkyaz, Kardeş Edebiyatlar, Ozan, Yeni Ufuk ve Gölge gibi dergilerde, çeşitli gazete ve yayınlarda yer aldı; Azerbaycan’da yayımlanan kimi edebiyat dergilerinde de şiirleri basıldı.
İlk şiir kitabı Ateşkes Çağrısı 1990’da yayımlandı. Bunu 1993’te Saman O Yana Buğday Bu Yana, daha sonra Türk’e Baştan Başlamak izledi. Şiir Defterinin 1992’de düzenlediği yarışmada “İkinci Ürün” adlı şiiri okur oylarıyla ikinci oldu.
Şiir, Gürbüz’ün sonraki yıllarda araştırma, siyaset ve düşünce yazılarına ağırlık vermesine karşın bütünüyle terk ettiği bir alan olmadı. Şiirsel söyleyiş, ironi, sözcük oyunu ve alışılmadık benzetmeler, düzyazısında da izlenebilen özellikler arasında kaldı.
Şiiri
Gürbüz’ün şiirleri aşk, insan, toplum, kimlik, gündelik yaşam ve siyasal duyarlılık çevresinde gelişir. Dili çoğunlukla doğrudan ve konuşma diline yakındır; kimi şiirlerinde beklenmedik sözcük ilişkileri, ironi ve alışılmamış benzetmeler öne çıkar.
Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü, Ateşkes Çağrısındaki bazı imgeleri İkinci Yeni şiirindeki alışılmamış bağdaştırmalarla ilişkilendirir. Bu benzerlik Gürbüz’ü İkinci Yeni içinde konumlandırmak için yeterli değildir; daha çok, şiir dilinde geleneksel benzetme kalıplarının dışına çıkma eğilimini gösterir.
Bireysel duygu ile toplumsal gözlem Gürbüz’ün şiirlerinde çoğu kez yan yana bulunur. Aşk ve insan ilişkilerinden millî kimlik ve toplumsal meselelere geçebilen bu yapı, şiirinin yalnız siyasal düşüncelerinin manzum ifadesi olarak değerlendirilmesini güçleştirir.
Dillere Destanlar ise Gürbüz’ün halk anlatıları, destan geleneği ve Türk kültür tarihine duyduğu ilginin edebî üretimine yansıyan örneklerinden biridir.
Öykü, deneme, mizah, tiyatro ve senaryo
Cazim Gürbüz şiirin yanı sıra öykü, deneme, mizah, tiyatro, senaryo, anı ve araştırma-inceleme türlerinde eser verdi.
Nikolay’ın Av Köşkü öykü yazarlığının; Cennet’in Kütüphanesi ve Hazar Üstüne Yazılanlar deneme ve düşünce yazarlığının; Gelin Bizi Ayırt Edin Ulan ise mizah ve gülmeceye yönelen anlatımının örnekleri arasındadır. Tiyatro ve senaryo çalışmalarını da Oyunlar ve Senaryolar başlığı altında yayımladı.
Öykülerinde gündelik insanlar, çalışma yaşamı, insan ilişkileri ve toplumsal çevre önemli yer tutar. Denemelerinde ise edebiyat, tarih, dil, siyaset, din, kültür ve kişisel anılar arasında daha geçirgen bir yapı görülür. Bu özellik, onun daha sonraki gazete yazılarında da sürdü.
Türler arasındaki bu hareketlilik, Gürbüz’ün yazarlığında belirli bir biçime bağlı kalmaktan çok konuya göre anlatım biçimi seçme eğilimini ortaya koyar.
Gazeteciliği ve köşe yazarlığı
Gürbüz’ün kamusal kimliğinin önemli bir bölümünü gazetecilik oluşturdu. Türk Haberler Ajansı, Güneş ve Ortadoğu gazetelerinde muhabirlik yaptı; köşe yazarlığına Ortadoğuda başladı. 1998–2003 arasında Büyük Kurultay gazetesinde haftalık kültür ve sanat yazıları yazdı; daha sonra Yeniçağ gazetesinde uzun süre köşe yazarlığını sürdürdü.
Gazete yazılarının konu alanı geniştir. Edebiyat ve kitap değerlendirmelerinin yanı sıra Atatürk, Cumhuriyet tarihi, milliyetçilik, laiklik, siyasal İslam, din, halk inanışları, Türk kültürü, Şamanizm, ekonomi ve güncel siyaset üzerine yazdı.
Gazeteciliğinde haber dilinden çok yorumlayıcı ve tartışmacı yazarlık öne çıkar. Kişisel tanıklık, anı, ironi ve polemik sıklıkla aynı metin içinde birleşir. Bu nedenle Gürbüz’ün köşe yazıları, klasik haber yazısından çok gazete yazısı ile deneme arasında gelişen kamusal bir yazarlık biçimine yakındır.
Bu kişisel ve doğrudan anlatım, metinlerine belirgin bir ses kazandırmakla birlikte, kimi siyasal ve tarihsel yazılarında yazarın kişisel yargısının çözümlemenin önüne geçtiği örnekler de görülür. Gürbüz’ün düşünce yazıları bu nedenle akademik incelemeden çok, belirgin bir yazar konumuna sahip yorum ve tartışma metinleri olarak değerlendirilmelidir.
Mesleki bilgi ile yazarlığın kesişmesi
Gürbüz’ün üretimindeki özgün alanlardan biri, maliye ve muhasebe bilgisini edebî anlatımla buluşturma girişimidir.
2007’de yayımlanan Edebiyatlaşan Vergiler: Vergi ve Muhasebede Çok Bilinmeyenler bu yaklaşımın en belirgin örneklerindendir. Gürbüz, vergi ve muhasebeyi yalnız teknik mevzuat ve hesaplama alanı olarak değil, tarih, kültür, dil ve insan davranışıyla ilişkili toplumsal olgular olarak ele almaya çalıştı.
İşletme eğitimi, kamu kurumlarındaki yöneticilik deneyimi ve mali müşavirlik geçmişi, özellikle Atatürk dönemi ekonomi politikaları, devletçilik ve ekonomik bağımsızlık üzerine yazdığı kitaplarda belirginleşir. Bu eserler akademik iktisat tarihçiliğinden çok, mesleki bilgiyle desteklenen ve belirli bir Cumhuriyet anlayışını savunan yorumlayıcı düşünce metinleri niteliğindedir.
Azerbaycan ve Türk dünyasıyla ilişkileri
Gürbüz’ün kültürel ilgilerinin önemli yönlerinden biri Türk dünyası, özellikle de Azerbaycan ile kurduğu ilişkidir.
1992’de Azerbaycan Yazarlar Birliği’nin daveti üzerine Şemsi Belli ile birlikte Azerbaycan’a gitti. Bu dönemde Azerbaycanlı şairlerin eserlerinin Kiril alfabesinden Latin harflerine aktarılması ve Türkiye’de yayımlanması yönündeki çalışmalara katıldı.
Bu girişim, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra Azerbaycan’ın bağımsızlığını kazandığı ve Türkiye ile Türk cumhuriyetleri arasındaki kültürel ilişkilerin yeniden yoğunlaştığı döneme rastladı. Alfabe meselesi, yalnız yazı sisteminin değiştirilmesi değil, edebî dolaşım ve karşılıklı okunabilirlik bakımından da önem taşıyordu.
Gürbüz’ün Türk dünyasına ilgisi daha sonraki yıllarda tarih, destan, dil, kültür ve milliyetçilik üzerine çalışmalarında da sürdü. Bu alandaki yazıları akademik Türkoloji araştırmalarından çok, onun kültürel ve siyasal düşünce dünyasının bir parçası olarak ele alınmalıdır.
Atatürk, Cumhuriyet ve ekonomi
Cazim Gürbüz’ün düşünce yazarlığında en sürekli eksenlerden birini Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyet ve ekonomik bağımsızlık oluşturur.
Atatürk Ekonomisi ve Beş Destan Adam, Atatürk, Ekonomi ve Milliyetçilik, Kemalist Türkçülük ve 100’üncü Yılında Cumhuriyeti Savunmak bu ilgisinin farklı dönemlerdeki başlıca ürünleridir.
Gürbüz’ün Cumhuriyet yorumunda siyasal bağımsızlık ile ekonomik bağımsızlık birbirini tamamlayan kavramlardır. Devletçilik, ulusal ekonomi, üretim, kamu kurumları ve iktisadi bağımsızlık, onun Atatürkçülük yorumunun ekonomik boyutunu oluşturur. İşletme ve maliye alanındaki mesleki geçmişi, bu konuların yazarlığında tali değil, sürekli bir yer edinmesinde etkili olmuştur.
2023’te Cumhuriyet’in yüzüncü yılı dolayısıyla yayımladığı 100’üncü Yılında Cumhuriyeti Savunmak, bu düşünce çizgisinin geç dönem eserlerinden biridir. Gürbüz’ün kendi anlatımına göre, kitabın yayımlanmasından sonra çok sayıda kutlama ve olumlu geri bildirim almış; Türkiye Cumhuriyeti’nin 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in kendisini telefonla arayarak kutlamasını ise bunlar arasında ayrı bir yere koymuştur. Gürbüz daha sonra bu ilginin kendisini özellikle onurlandırdığını ve mutlu ettiğini ifade etmiştir.
Gürbüz’ün eserlerinde kullandığı “Atatürk ekonomisi” ve “Kemalist Türkçülük” gibi kavramlar, Atatürk dönemi üzerine çalışan tarihçi ve iktisat tarihçilerinin üzerinde uzlaştığı nötr kategorilerden çok, yazarın kendi Cumhuriyet ve Atatürk yorumunu yansıtır. Bu eserler bu nedenle tarihsel olaylara ilişkin bilgiler kadar Gürbüz’ün düşünsel konumunu anlamak bakımından da önemlidir.
Milliyetçilik, laiklik ve siyasal düşüncesinin dönüşümü
Cazim Gürbüz’ün entelektüel biyografisinin belirgin özelliklerinden biri, siyasal düşüncelerinin yaşamı boyunca değişim ve yeniden yorumlanma geçirmesidir.
Gençlik ve erken yetişkinlik dönemlerinde milliyetçi ve ülkücü siyasal çevrelerde yer aldı. Biyografik kayıtlara göre 1980 öncesinde MHP Erzurum İl Yönetim Kurulu’nda ve gençlik yapılanmalarında görev yaptı; 2003’te MHP Kocaeli İl Başkan Yardımcılığı görevini üstlendi. 2008’de MHP’den ayrıldı ve Osman Pamukoğlu öncülüğünde kurulan Hak ve Eşitlik Partisi’nin (HEPAR) kurucuları arasında yer aldı.
Milliyetçilik, daha sonraki yıllarda düşünce dünyasından bütünüyle çıkmadı; ancak kavrama verdiği anlam değişti. Kartal Gözüyle Milliyetçilik ve Kemalist Türkçülük, milliyetçiliği Cumhuriyet, laiklik ve Atatürk üzerinden yeniden yorumlama çabasının başlıca örnekleridir.
Kartal Gözüyle Laiklik ise laikliği yalnız devletin hukuk düzenine ilişkin bir ilke olarak değil, modernleşme, yurttaşlık ve düşünce özgürlüğüyle ilişkili bir kavram olarak ele aldığı düşünce çizgisini yansıtır.
Bu nedenle Gürbüz’ün siyasal düşüncesini tek bir ideolojik kimlikle açıklamak güçtür. Erken dönem milliyetçi-ülkücü aidiyetinin bütün yaşamı boyunca değişmeden sürdüğünü söylemek mümkün olmadığı gibi, milliyetçilikle bütün bağını kestiğini ileri sürmek de doğru değildir. Süreklilikler, kopuşlar ve yeniden yorumlamalar, onun düşünsel biyografisinin birlikte değerlendirilmesi gereken unsurlarıdır.
Din, laiklik ve deizme yönelişi
Cazim Gürbüz’ün düşünsel serüveninde din, laiklik ve inanç meselesi, özellikle yaşamının ileri dönemlerinde belirginleşen başlıca alanlardan biridir. Bu yöneliş, Cumhuriyet, Atatürkçülük, milliyetçilik ve laiklik üzerine daha önce geliştirdiği düşüncelerin devamında biçimlendi. Gürbüz zamanla laiklik tartışmasını, doğrudan din, inanç, dinsel otorite ve bireysel sorgulama meselelerine doğru genişletti.
İslam’dan Deizme, Ehl-i İslam’dan Cinsel Fetvalar, Şaman Olan İmam ve yaşamının son döneminde yayımlanan Dinbazistan, bu yönelişin başlıca eserleridir. Gürbüz bu kitaplarda geleneksel din anlayışını, dinsel kurum ve otoriteleri, kutsal metinlere ilişkin yorumları ve bireysel akıl ile inanç arasındaki ilişkiyi kendi eleştirel perspektifinden ele aldı. Bu çalışmalar, akademik ilahiyat veya dinler tarihi incelemelerinden çok, kişisel sorgulama, polemik ve kamusal düşünce yazısının iç içe geçtiği metinler niteliğindedir.
Din ve inanç üzerine düşüncelerinde İslamiyet öncesi Türk inançları ve kültürel mirası da yer tutar. Erken Türk topluluklarının inanç dünyasında Tengri’nin merkezi konumu, gök ve doğa kültleri, ata inançları ve şamanik uygulamalar önemli unsurlar oluşturmuştur; ancak bu tarihsel yapıyı tek ve değişmez bir “Şamanlık” veya “Tengricilik” sistemi olarak tanımlamak fazla genelleyicidir. Gürbüz, özellikle Şaman Olan İmam ve çeşitli yazılarında Dede Korkut, şamanik motifler ve Tengri kavramı üzerinden Türklerin İslamiyet öncesine uzanan kültürel ve inançsal mirasına yöneldi. Bu ilgi, onun deizmini Şamanlık veya Tengricilikle özdeşleştirmekten çok, Türk kültür tarihinin İslamiyet öncesi katmanlarına duyduğu ilgiyi gösterir.
Gürbüz’ün deizme yönelişi, uzun yıllar içinde yaşadığı dinsel inanç ve ibadet dünyasının ardından gerçekleşti. Kendi anlatımına göre 47 yıl oruç tuttu, 36 yıl boyunca beş vakit namaz kıldı. Bu nedenle sonraki düşünsel değişimi, gençlik dönemine ait bir din eleştirisinden çok, uzun süre benimsediği kabulleri ileri yaşlarında yeniden değerlendirdiği kişisel bir sorgulama sürecinin sonucuydu.
Gürbüz, 16 Ağustos 2019’da Hulki Cevizoğlu’nun sunduğu Ceviz Kabuğu programında bu dönüşümünü kamuoyu önünde de anlattı. Süreci kendi doğrudan ve yer yer ironik söyleyişiyle “dinden çıkışımı verdim” sözleriyle ifade etti. Anlatısında, kişinin yalnız başkalarının düşüncelerini değil, kendi yerleşmiş kabullerini de sorgulaması ve kendisine karşı düşünsel bakımdan dürüst olması gerektiğini vurguladı.
Deizme yönelmesi, Gürbüz açısından Tanrı inancının terk edilmesi anlamına gelmiyordu. Kendisini deist olarak tanımladığı dönemde yaratıcı bir Tanrı’nın varlığına inanmayı sürdürdü; değişen, vahiy, peygamberlik, kurumsal din ve dinsel otorite karşısındaki konumuydu. Düşünsel dönüşümü bu nedenle inançtan inançsızlığa geçişten çok, Tanrı inancını koruyan fakat kurumsal dinin dışında tanımlanan kişisel bir inanç ve değerler dünyasına yöneliş olarak nitelenebilir.
Gürbüz bu yeni konumunu, geleneksel dinsel terminolojideki “imanın şartları” kavramını kendine özgü biçimde yeniden yorumlayarak ifade etti. Tanrı, bilim, sanat, edebiyat, Türklük, aşk, Atatürk, insan hakları ve hukuku kendi değerler dünyasının temel dayanakları arasında saydı. Böylece dinsel bir kavramı kültürel, etik ve düşünsel referanslarla yeniden anlamlandırdı.
Bu sıralama, geç dönem düşüncesindeki öncelikleri de gösterir. Tanrı inancını korurken bilim, sanat, edebiyat, Atatürk, insan hakları ve hukuk onun düşünsel ve etik referansları arasında merkezi bir yer aldı. Sanat ve edebiyat, uzun yazarlık yaşamının; Atatürk ise Cumhuriyet, laiklik, modernleşme ve ekonomik bağımsızlık üzerine düşüncelerinin sürekli referansları arasında kaldı.
Bu yönüyle İslam’dan Deizme, yalnız din eleştirisi içeren bir çalışma değil, aynı zamanda Gürbüz’ün kendi düşünsel dönüşümünü kayda geçirdiği özyaşamsal bir düşünce metni olarak da okunabilir. Yazar, toplumdaki din anlayışını tartışırken kendi geçmişini, uzun yıllar sürdürdüğü ibadetleri ve daha önce doğru kabul ettiği düşünceleri de sorgulama alanına dâhil eder.
Gürbüz’ün din, kutsal metinler ve dinsel kurumlar üzerine değerlendirmeleri, akademik ilahiyat veya dinler tarihi literatürünün ortak hükümleri değil, onun kendi düşünsel konumunu yansıtan yorumlardır.
Onun biyografisi bakımından dikkate değer olan, ulaştığı düşünsel sonucun kendisinden çok, onlarca yıl benimsediği ve gündelik yaşamında uyguladığı inanç sistemini ileri yaşlarında yeniden sorgulayabilmesidir. Yerleşmiş kabullerini eleştirinin dışında tutmaması ve ulaştığı sonuçları kitaplarında, söyleşilerinde ve televizyon programlarında açık biçimde dile getirmesi, onun düşünsel yaşamının ayırt edici özelliklerinden biri oldu.
Bu tutum, deizme yönelmiş olmasından bağımsız olarak, Gürbüz’ün entelektüel cesaretinin belirgin örneklerinden biri olarak değerlendirilebilir. Buradaki cesaret, kişinin kendi geçmişini ve uzun yıllar doğru kabul ettiği düşünceleri de sorgulama konusu yapabilmesinden kaynaklanır.
Sosyalizm ve geç dönem düşüncesi
Gürbüz’ün düşünsel değişiminin bir başka belirgin aşaması, yaşamının ileri döneminde sosyalist düşünceyle kurduğu ilişkidir.
Daim Sola Daim Sola ile Rafine Sosyalizm bu dönemin başlıca eserleridir. Bu yöneliş, gençlik yıllarındaki milliyetçi-ülkücü siyasal çevrelerle karşılaştırıldığında önemli bir değişimi gösterir.
Bununla birlikte Gürbüz’ün geç dönem sosyalizm anlayışında önceki düşünce dünyasının bütün unsurları ortadan kalkmadı. Ulusal bağımsızlık, Cumhuriyet, devletçilik, Atatürk ve ekonomik bağımsızlık kavramları sonraki eserlerinde de önemini korudu.
Bu nedenle geç dönem düşüncesini yalnız “milliyetçilikten sosyalizme geçiş” biçiminde açıklamak yeterli değildir. Daha çok, farklı düşünce geleneklerinden aldığı unsurları kendi Cumhuriyet ve bağımsızlık anlayışı içinde yeniden yorumlama arayışı söz konusudur.
Gürbüz bu alanda sistematik bir siyasal kuram geliştirmekten çok, yaşamı boyunca karşılaştığı toplumsal ve siyasal sorunlara ilişkin görüşlerini farklı dönemlerde yeniden biçimlendiren bir düşünce yazarı olarak değerlendirilmelidir.
Mustafa Suphi ve tarih-edebiyat ilişkisi
Gürbüz’ün geç dönem eserlerinden Mustafa Suphi Olayı ve Edebiyata Yansımaları, tarihsel bir olayın edebiyattaki temsillerini incelemesi bakımından üretimi içinde ayrı bir yere sahiptir.
Mustafa Suphi ve arkadaşlarının 1921’de öldürülmesi, Türkiye’nin yakın siyasal tarihinin tartışmalı olaylarından biridir. Gürbüz bu olayı yalnız tarihsel gelişmeler üzerinden değil, şiir ve edebiyatta bıraktığı izler bakımından da ele aldı.
Bu yaklaşım, onun edebiyatçı kimliği ile siyasal tarih ilgisinin kesiştiği noktalardan biridir. Gürbüz bu eserde profesyonel tarihçilikten çok, tarihsel bir olayın kültürel ve edebî hafızadaki karşılıklarını izleyen düşünce yazarı konumundadır. Eserdeki tarihsel değerlendirmeler de akademik tarihçilikteki farklı görüşlerden ayrı olarak ele alınmalıdır.
Aktif siyaset
Cazim Gürbüz’ün siyasetle ilişkisi yalnız yazıları ve kitaplarıyla sınırlı değildi; yaşamının çeşitli dönemlerinde aktif siyasi görevler de üstlendi.
1980 öncesinde MHP çevresindeki faaliyetlerinin ardından 2003’te MHP Kocaeli İl Başkan Yardımcılığı yaptı. 2008’de MHP’den ayrılarak Hak ve Eşitlik Partisi’nin (HEPAR) kuruluşunda yer aldı. 2011 genel seçimlerinde HEPAR’ın Kocaeli birinci sıra milletvekili adayı oldu.
Partide uzun süre genel başkan yardımcılığı yapan Gürbüz, Osman Pamukoğlu’nun 2015 genel seçimlerine bağımsız aday olarak katılmak üzere parti genel başkanlığından ayrılmasının ardından HEPAR Genel Başkanlığı görevini geçici olarak üstlendi. Mart 2015’te başlayan bu görev, aynı yıl yapılan parti kongresine kadar sürdü.
Aktif siyaset, Gürbüz’ün yaşamında kesintisiz bir profesyonel siyasetçilikten çok, düşüncelerini siyasal örgütlenme içinde uygulamaya çalıştığı dönemler olarak değerlendirilebilir. Parti siyasetinden uzaklaştıktan sonra da siyaset, gazete yazılarının ve düşünce kitaplarının temel konuları arasında kaldı.
Yazı dili ve üslubu
Cazim Gürbüz’ün farklı türlerdeki yazılarını birbirine bağlayan başlıca özelliklerden biri doğrudan ve kişisel anlatıcı sesidir.
Köşe yazılarında konuşma diline yaklaşan cümlelere, sorulara, ünlemlere ve doğrudan hitaplara sıkça başvurur. Akademik terminoloji yerine günlük Türkçeye yakın bir anlatımı ve Türkçe sözcük kullanımını tercih eder. Türkçeye ilişkin duyarlılığı, yazılarında yabancı kökenli kavramlara Türkçe karşılık arama ve sözcük üretme eğiliminde de görülür.
Mizah ve ironi, özellikle toplumsal ve siyasal eleştirilerinin önemli araçlarıdır. Şiir ve mizah yazılarında daha belirgin olan bu özellik, araştırma ve düşünce kitaplarında çoğu zaman polemikle birleşir.
Gürbüz özdeyişe de özel ilgi gösterdi; kitaplarında ve gazete yazılarında kısa, yoğun ve çarpıcı cümlelerle düşünceyi ifade etmeye yöneldi. Çeşitli eserlerinde kullandığı özdeyişleri daha sonra bir araya getirerek değerlendirdi.
Üslubu siyasal ve dinsel tartışmalarda zaman zaman sertleşir. Bu doğrudanlık, ona belirgin bir yazar sesi kazandırırken düşünce ve araştırma kitaplarını akademik incelemelerden ayıran özelliklerden birini de oluşturur.
İzmit ve Kocaeli kültür hayatındaki yeri
Cazim Gürbüz’ün uzun yıllar İzmit’te yaşaması, mesleki ve kültürel yaşamının önemli bir bölümünün Kocaeli’de gelişmesini sağladı.
Mesleki faaliyetlerini kentte sürdürdü; Kocaeli’nin basın ve düşünce çevreleriyle ilişkiler kurdu; kitap fuarları, söyleşiler ve kültür etkinliklerine katıldı. 2009’da Kocaeli Kitap Fuarı’nda okurlarıyla buluşması, kentteki kamusal görünürlüğünün örneklerinden biridir. 2011 genel seçimlerinde Kocaeli’den milletvekili adayı olması da kentin siyasal yaşamındaki yerini gösterir.
Ulusal gazetelerde yazmasına ve kitaplarının önemli bölümünü İstanbul ve Ankara merkezli yayınevlerinden yayımlamasına karşın yaşamının büyük bölümünü İstanbul merkezli edebiyat çevresinin dışında sürdürdü. Bu yönüyle Gürbüz, Türkiye’de edebî ve düşünsel üretimin büyük yayın merkezlerinin dışında da süreklilik gösterebildiğinin örneklerinden biridir.
İzmit, onun yaşamında meslek, yazarlık, siyaset ve kültürel ilişkilerin kesiştiği başlıca çevrelerden biri oldu.
Son yılları ve ölümü
Gürbüz ileri yaşlarına kadar yazmayı sürdürdü. 2020 sonrasındaki üretiminde siyasal ve düşünsel konular belirgin ağırlık kazandı.
Daim Sola Daim Sola, Mustafa Suphi Olayı ve Edebiyata Yansımaları, Rafine Sosyalizm, Çizdikçe Çözdüm Bir Kuvvacıyı, 100’üncü Yılında Cumhuriyeti Savunmak ve 2025’te yayımlanan Dinbazistan yaşamının son yıllarındaki başlıca eserleri arasındadır.
Bu kitaplarda sosyalizm, Cumhuriyet, yakın tarih, laiklik ve din eleştirisi gibi, düşünce yaşamının son dönemine egemen olan konular öne çıkar.
Cazim Gürbüz, 7 Şubat 2026’da yaşamını yitirdi.
Düşünsel serüveni ve tarihsel konumu
Cazim Gürbüz’ün entelektüel biyografisi, belirli bir düşünce çizgisinin değişmeden sürdürülmesinden çok süreklilikler, kopuşlar ve yeniden konumlanmalar üzerinden gelişti.
Gençlik yıllarında milliyetçi-ülkücü siyasal çevrelerin içinde yer aldı; daha sonra milliyetçiliği Atatürkçülük, Cumhuriyetçilik ve laiklik üzerinden yeniden yorumladı. Geleneksel dinsel kabullerini ileri yaşlarında sorgulayarak deizme yöneldi; yaşamının son döneminde ise sosyalizm üzerine kitaplar yayımladı.
Bununla birlikte düşüncesindeki bütün unsurlar her aşamada değişmedi. Ulusal bağımsızlık, Cumhuriyet, Atatürk, laiklik, Türk kültürü ve ekonomik bağımsızlık kavramları, farklı anlam ve ağırlıklarla da olsa düşünce yaşamının uzun süreli eksenleri arasında kaldı.
Bu nedenle Gürbüz’ün düşünsel gelişimi, birbirini bütünüyle reddeden ideolojik dönemlerden çok, eski kabullerin yeniden değerlendirilmesi ve farklı düşünce geleneklerinden unsurların yeni biçimlerde bir araya getirilmesi olarak görülebilir.
Bu özellik onun yazılarındaki tartışmacı tavrın da kaynaklarından biridir. Gürbüz yalnız karşıt görüşlerle değil, kendi geçmişinde savunduğu düşüncelerle de tartışan bir yazar profili ortaya koydu.
Türk edebiyatı ve düşünce hayatındaki yeri
Cazim Gürbüz’ü belirli bir edebî akım, şiir kuşağı veya düşünce okulu içinde sınıflandırmak güçtür. Şiir, öykü, deneme ve mizah alanlarında eser vermiş; gazeteciliğinde edebiyatla güncel siyaseti bir araya getirmiş; araştırma ve düşünce kitaplarında ekonomi, Cumhuriyet, milliyetçilik, laiklik, din ve sosyalizm gibi farklı konulara yönelmiştir.
Bu çok yönlülük, onun yazarlığının temel özelliklerinden biridir.
Gürbüz, uzmanlık alanlarının sınırları arasında dolaşan kamusal yazar tipine yakındır. Tarih, din ve siyasal düşünce üzerine yazıları bulunmakla birlikte bu alanlarda akademik uzmanlık iddiasından çok, araştırma, kişisel yorum ve polemik üzerinden ilerleyen bir düşünce yazarlığı geliştirdi. Buna karşılık ekonomi, maliye ve muhasebe alanlarında doğrudan mesleki deneyime sahipti.
Bu nedenle eserleri türlerine ve bilgi iddialarına göre farklı biçimlerde değerlendirilmelidir: şiirleri edebî yapıt; vergi ve muhasebe üzerine çalışmaları mesleki deneyimle ilişkili metinler; tarih, din ve siyaset üzerine kitapları ise ağırlıklı olarak kişisel ve kamusal düşünce yazıları niteliğindedir.
Cazim Gürbüz’ün Türkiye’nin yakın dönem kültür ve düşünce hayatındaki ayırt edici yönü, tek bir alanda uzmanlaşmasından çok farklı bilgi ve deneyim alanları arasında kurduğu ilişkide görülür. Şiir ve edebiyattan gazeteciliğe, maliyeden Cumhuriyet ekonomisine, milliyetçilikten laiklik ve din tartışmalarına, oradan sosyalizm üzerine düşünmeye uzanan üretimi, Türkiye’nin ikinci yarım yüzyılındaki çeşitli siyasal ve kültürel tartışmalarla iç içe gelişmiştir.
Düşünsel değişimini yalnız başkalarının görüşlerini eleştirerek değil, kendi geçmişini ve yerleşmiş kabullerini de sorgulamanın konusu hâline getirerek sürdürmesi özellikle dikkat çekicidir. Uzun yıllar yaşadığı dinsel inanç dünyasını ileri yaşlarında yeniden değerlendirmesi ve vardığı sonucu açık biçimde kamuoyuyla paylaşması, ulaştığı düşünsel sonucun kendisinden bağımsız olarak, entelektüel cesaretinin belirgin örneklerinden biri sayılabilir.
Bu bakımdan Cazim Gürbüz, Türk edebiyatı ve düşünce hayatında tek bir kavramla tanımlanabilen bir isimden çok; şairliği, gazeteciliği, mesleki birikimi, siyasal deneyimi ve düşünsel dönüşümleri birlikte değerlendirilmesi gereken çok yönlü bir yazar ve düşünce insanı olarak yer alır.
Seçilmiş eserleri
Şiir
- Ateşkes Çağrısı — 1990
- Saman O Yana Buğday Bu Yana — 1993
- Türk’e Baştan Başlamak — 2007
- Dillere Destanlar
Öykü, deneme, mizah ve tiyatro
- Cennet’in Kütüphanesi — Deneme
- Nikolay’ın Av Köşkü — Öykü
- Hazar Üstüne Yazılanlar — Deneme / araştırma
- Gelin Bizi Ayırt Edin Ulan — Gülmece öykü
- Oyunlar ve Senaryolar — Oyun / senaryo
Ekonomi, vergi ve Cumhuriyet
- Edebiyatlaşan Vergiler: Vergi ve Muhasebede Çok Bilinmeyenler — 2007
- Atatürk Ekonomisi ve Beş Destan Adam — 2010
- Atatürk, Ekonomi ve Milliyetçilik
- 100’üncü Yılında Cumhuriyeti Savunmak — 2023
Milliyetçilik ve laiklik
- Kartal Gözüyle Laiklik — 2010
- Kartal Gözüyle Milliyetçilik — 2012
- Kemalist Türkçülük
Din, deizm ve eleştiri
- İslam’dan Deizme
- Ehl-i İslam’dan Cinsel Fetvalar — 2019
- Şaman Olan İmam — 2019
- Dinbazistan — 2025
Siyasal düşünce ve tarih
- Daim Sola Daim Sola — 2020
- Mustafa Suphi Olayı ve Edebiyata Yansımaları — 2021
- Rafine Sosyalizm — 2022
- Çizdikçe Çözdüm Bir Kuvvacıyı — 2022
Anı ve kültürel bellek
- Tanış Ünlüler, Anılar, Giz Dökümleri
Bibliyografik not: Gürbüz’ün bazı eserlerinin ilk baskı tarihleri ve tür sınıflandırmaları farklı bibliyografik ve katalog kaynaklarında değişiklik göstermektedir. Bu nedenle eser listesi, güvenilir katalog ve yayınevi kayıtlarıyla karşılaştırılarak güncellenmelidir. Özellikle 2020 öncesinde hazırlanmış bibliyografyalar, yaşamının son yıllarında yayımlanan eserleri kapsamamaktadır.
İlgili Maddeler
Türk Edebiyatı · Şiir · Deneme · Öykü · Gazetecilik · Köşe Yazarlığı · Şemsi Belli · Atatürkçülük · Cumhuriyetçilik · Laiklik · Milliyetçilik · Türkçülük · Deizm · Sosyalizm · Devletçilik · Ekonomik Bağımsızlık · Türk Dünyası · Azerbaycan Edebiyatı · Mustafa Suphi · İzmit · Kocaeli

