Değirmendere, 17 Temmuz’dan bu yana Türkiye, Çin, İran ve Sırbistan’dan gelen sanatçıların ahşapla kurduğu yaratıcı ilişkiye ev sahipliği yapıyor.
Gölcük Belediyesi öncülüğünde, Gölcük Kent Konseyi ve Kocaeli Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen 29. Uluslararası Değirmendere Zühtü Müridoğlu Ahşap Heykel Sempozyumu, 30 Temmuz 2026 Perşembe günü saat 18.30’da Çınarlık Meydanı’nda gerçekleştirilecek kapanış programıyla tamamlanacak.
Sempozyumun yürütücülüğünü Kocaeli Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Metin Kar üstleniyor.
1993 yılında başlayan etkinlik, farklı ülkelerden sanatçıları Değirmendere’de buluştururken kentin açık alanlarına kalıcı eserler kazandırıyor. Bu yılki program; altı yeni heykelin üretimi, 32 sanatçının katıldığı uluslararası karma sergi ve mevcut ahşap heykellerin korunmasına yönelik bilimsel çalışmalarla kapsamlı bir sanat buluşmasına dönüştü.
Çınarlık Meydanı açık hava atölyesine dönüştü
Sempozyuma Türkiye’den Mehmet Ali Çetinkaya, Songül Coşkun ve Süleyman Engin; Çin’den Dawen Zou, İran’dan Hedayat Sahraei ve Sırbistan’dan Maša Paunović katıldı.
Sanatçılar, yaklaşık iki hafta boyunca Çınarlık Meydanı’nda çalışarak kestane tomruklarına kendi düşünce ve biçim dilleri doğrultusunda yön verdi. Kesme, yontma, boşaltma, birleştirme ve yüzey işleme aşamalarının meydanda gerçekleşmesi, kentlilerin heykelin oluşumunu başından sonuna kadar izlemesine imkân sağladı.
Üretimin halkın görebildiği açık alanda yapılması, sanatçı ile izleyici arasında doğrudan bir ilişki kuruyor. Ziyaretçiler tamamlanmış eserle karşılaşmanın yanında, ham malzemenin sanatçının düşüncesi ve emeğiyle nasıl biçim kazandığına da tanıklık ediyor.
Bu yıl eserlerin üretiminde, dış ortam koşullarına dayanıklılığıyla bilinen yöreye özgü kestane tomrukları kullanıldı. Kestane ağacının doğal dokusu, damarları, budakları ve yüzey özellikleri, sanatçıların biçim arayışlarına doğrudan katıldı.
Altı sanatçıdan altı yeni eser
Sempozyum kapsamında üretilen altı heykel; bellek, adalet, doğa, insanın iç dünyası, müzik ve birliktelik gibi farklı kavramlar çevresinde şekillendi.
Mehmet Ali Çetinkaya — Değirmendere Sempozyumu
Mehmet Ali Çetinkaya’nın eseri, Değirmendere’de uzun yıllardır sürdürülen ahşap heykel sempozyumunun kültürel birikimine gönderme yapıyor.
Kütle, boşluk ve ritim ilişkisi çevresinde gelişen çalışma, kamusal alan ile sanat arasındaki bağı görünür hâle getiriyor. Eser, sempozyumun yıllar içinde oluşturduğu belleği çağdaş bir heykel diliyle ele alıyor.
Songül Coşkun — İçsel Yolculuk
Songül Coşkun’un çalışması, insanın kendini tanıma ve dönüşme sürecine odaklanıyor.
Organik biçimlerin akıcı hareketi, insanın kendi içine yönelen arayışını yansıtırken ahşabın doğal lifleri yaşamın katmanlarını çağrıştırıyor. Figüratif öğeler ile soyut biçimler dengeli bir bütünlük içinde buluşuyor.
Süleyman Engin — Balık Hafızalı
Süleyman Engin, Balık Hafızalı adlı eserinde bireysel ve toplumsal hafıza üzerine düşünüyor.
Ahşabın damarları, budakları ve doğal yüzeyi kompozisyonun etkin unsurları olarak kullanılıyor. Eser; zaman, unutma ve hatırlama kavramlarını güçlü bir biçim dili içinde bir araya getiriyor.
Dawen Zou — Kral ve Kraliçe
Çinli sanatçı Dawen Zou’nun Kral ve Kraliçe adlı çalışması, iki figür arasındaki denge, birliktelik ve karşılıklı tamamlanma fikri üzerine kuruluyor.
Ahşabın doğal yapısını koruyan yalın ve güçlü biçimler, iki ayrı varlığın ortak bir bütünlük içinde kurduğu ilişkiyi simgesel bir dille anlatıyor.
Hedayat Sahraei — Kaval Çalan Çoban
İranlı sanatçı Hedayat Sahraei, eserinde doğa, insan ve müzik arasındaki ilişkiyi ele alıyor.
Kaval Çalan Çoban, kırsal yaşamın dinginliğini ve kuşaklar boyunca taşınan kültürel belleği figüratif bir anlatımla yorumluyor. Figürün hareketi ile ahşabın doğal dokusu, eserde ritmik ve akıcı bir yapı oluşturuyor.
Maša Paunović — Adalet
Sırp sanatçı Maša Paunović, Adalet adlı eserinde denge, ölçü ve düzen kavramlarına yöneliyor.
Geometrik biçimlerle organik yüzeyleri buluşturan çalışma, kütle ve boşluk arasındaki ilişki üzerinden gelişiyor. Eserdeki biçimsel denge, insanlığın ortak adalet arayışına görsel bir karşılık sunuyor.
Altı yeni eser, kapanış programında sanatseverlere tanıtılacak. Çalışmaların Değirmendere’nin kamusal alanlarına yerleştirilmesiyle kentin açık hava heykel koleksiyonu yeni eserlerle zenginleşecek.
Kamusal alandaki heykeller bilimsel yöntemlerle korunuyor
Bu yılki sempozyumun önemli bölümlerinden birini, Kocaeli Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Birimi tarafından desteklenen “Kamu Alanlarında Yer Alan Ahşap Heykellerin Koruma ve Restorasyonu: Belediye–Üniversite İş Birliği Modeli” başlıklı araştırma projesi oluşturdu.
Projenin yürütücülüğünü, sempozyumun da yürütücüsü olan Doç. Dr. Metin Kar üstleniyor.
Çalışma kapsamında Değirmendere’de farklı yıllarda üretilerek kamusal alanlara yerleştirilen ahşap heykellerin belgelenmesi, mevcut durumlarının belirlenmesi, bakımı, korunması ve gerekli görülen eserlerin restorasyonu bilimsel yöntemlerle yürütüldü.
Paylaşılan bilgilere göre 3 ağır ve 6 orta hasarlı ahşap heykelde yapısal sağlamlaştırma gerçekleştirildi. Eksik bölümler onarıldı ve gerekli dolgu uygulamaları yapıldı.
Koleksiyondaki 41 ahşap heykelin temizlik, emprenye ve koruyucu vernik işlemleri tamamlandı. Bu uygulamalarla eserlerin güneş, yağmur, nem ve sıcaklık değişimleri gibi dış ortam koşullarına karşı dayanıklılığının artırılması amaçlandı.
Teknik incelemeler sonucunda ömrünü tamamladığı belirlenen dört heykel ise açık alandan kaldırıldı.
Ahşap, çevresel koşullardan doğrudan etkilenen doğal bir malzeme. Açık havada sergilenen ahşap heykellerin belirli aralıklarla incelenmesi, yüzeylerinin korunması ve ihtiyaç duyulduğunda uzman müdahalesinden geçirilmesi gerekiyor.
Kocaeli Üniversitesi ile Gölcük Belediyesi arasında kurulan iş birliği, yıllar içinde oluşan açık hava heykel koleksiyonunun korunmasına akademik bilgi ve uygulama desteği sağlıyor. Proje, kamusal sanat eserlerinin bakım ve restorasyonunda üniversite–yerel yönetim iş birliğine dayalı örnek bir çalışma modeli ortaya koyuyor.
32 sanatçı uluslararası karma sergide buluştu
Sempozyuma, Değirmendere Sanatevi’nde düzenlenen 29-II Uluslararası Karma Sergisi eşlik ediyor.
17 Temmuz’da açılan sergi, farklı kuşaklardan ve sanat alanlarından 32 sanatçının eserlerini aynı sergi düzeni içinde buluşturuyor.
Sergide Ali Fuat Altın, Atilla Ergüder, Arzu Parten Altuncu, Begüm Savcın, Birgül Ö. Taşören, Burak Savcın, Ceyhun Konak, Ceyhun Topcu, Dawen Zou, Emel Güray, Ecem Hatipoğlu Kiriş, Ekin Deveci, Hedayat Sahraei, Hazal Aksoy Kökkaya, Hünkâr Yılmaz Iannello, İsmail Keskin, Maša Paunović, M. Ali Çetinkaya, Metin Kar, Nilgün Keskin Şener, Osman Odabaş, S. Özgür Karaalan, Safiye Başar, Serpil Şahin, Ş. Arda Erbaş, Süleyman Engin, Songül Coşkun, Tahir Erdal, Yasemin Sarı Bayer, Yasemin Tanrıverdi, Zekeriya Erdinç ve Ziya Yekta Özkan yer alıyor.
Çınarlık Meydanı’nda heykelin oluşum süreci izlenirken Değirmendere Sanatevi tamamlanmış eserlerle karşılaşılabilecek farklı bir sanat ortamı sunuyor. Sempozyuma katılan sanatçılarla farklı alanlarda üretim yapan sanatçıların aynı programda buluşması, etkinliğin sanatsal kapsamını genişletiyor.
Sempozyum ve serginin yürütücülüğünü Doç. Dr. Metin Kar üstleniyor. Karma sergi, 31 Temmuz 2026 Cuma gününe kadar Değirmendere Sanatevi’nde ziyaret edilebilecek.
Etkinliğe adını veren Zühtü Müridoğlu
Sempozyuma adını veren Zühtü Müridoğlu (1906–1992), Cumhuriyet döneminin ilk kuşak heykeltıraşlarından ve Türkiye’de modern heykelin gelişimine yön veren öncü sanatçılardan biridir.
Sanayi-i Nefise Mektebi’ndeki eğitiminin ardından çalışmalarını Paris’te sürdüren Müridoğlu, Türkiye’ye döndükten sonra sanat üretimi ve eğitim alanında uzun yıllar görev yaptı. Güzel Sanatlar Akademisi’nde yetiştirdiği öğrenciler ve kendi sanatındaki arayışlarla Türkiye heykelinin çağdaşlaşmasına kalıcı katkılar sundu.
Müridoğlu, 1933 yılında kurulan D Grubu’nun kurucuları arasında yer alan tek heykeltıraştı. Figüratif çalışmalardan soyutlamaya uzanan üretiminde kütle, boşluk, hareket, denge ve malzeme ilişkisi üzerine yoğunlaştı.
Ahşap, sanatçının biçim arayışlarında önemli bir yere sahipti. Müridoğlu; ağaç dallarını, gövdeleri ve doğal ahşap parçalarını kullandı. Ağacın damarlarını, yönünü, yüzeyini ve doğal hareketini kompozisyonun parçası hâline getirdi.
Akademide Ağaç Uygulama Atölyesi’ni yönetmesi, ahşapla kurduğu bağı sanat eğitimi alanına da taşıdı.
Değirmendere’deki ahşap heykel sempozyumunun Müridoğlu’nun adını taşıması; sanatçının Türkiye heykel tarihindeki öncü konumu, eğitimci kimliği ve ahşapla geliştirdiği güçlü ilişkiyle anlam kazanıyor.
Geleneği kuran, sürdüren ve sahiplenen emek
Sempozyumun Değirmendere’de kök salmasında, süreklilik kazanmasında ve kentin kültür sanat kimliğinin belirgin unsurlarından biri hâline gelmesinde, dönemin Değirmendere Belediye Başkanı Ertuğrul Akalın’ın önemli emeği bulunuyor.
Akalın’ın yerel yönetim ile sanat çevreleri arasında kurduğu ilişki, sanatçıların kamusal alanda üretmesine verdiği destek ve etkinliğin devamlılığı için gösterdiği çaba, sempozyumun güçlü bir temele kavuşmasını sağladı.
Bu geleneğin günümüzde korunarak sürdürülmesi de ayrı bir değer taşıyor. Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer yönetimindeki Gölcük Belediyesinin Kocaeli Üniversitesi ve Gölcük Kent Konseyi ile iş birliğini devam ettirmesi; sempozyumun yeni sanatçılarla buluşmasına, yeni eserlerin kente kazandırılmasına ve mevcut açık hava heykel koleksiyonunun korunmasına imkân sağlıyor.
Sempozyumun sürekliliğinde Değirmendere ve Gölcük’te yaşayan sanatseverlerin ilgisi, desteği ve sahiplenmesi de belirleyici bir yer tutuyor. Sanatçıların çalışma süreçlerini meydanda izleyen, sergileri takip eden ve eserleri kent yaşamının parçası olarak benimseyen bölge halkı, etkinliğin canlılığını korumasına güçlü bir toplumsal zemin sunuyor.
Bugün 29. kez düzenlenen sempozyum; kuruluş döneminde verilen emeğin, sonraki yıllarda sürdürülen kurumsal desteğin, akademik bilgi birikiminin, sanatçıların üretiminin ve bölge halkının ilgisinin ortak sonucudur.
Değirmendere’nin yaşayan sanat belleği
Uluslararası Değirmendere Zühtü Müridoğlu Ahşap Heykel Sempozyumu, sanat üretimini açık alana taşıması, farklı ülkelerden sanatçıları aynı çalışma ortamında buluşturması ve üretilen eserleri kente kazandırmasıyla Türkiye’nin köklü sanat etkinlikleri arasında yer alıyor.
Bu yıl üretilen altı yeni heykel, her sanatçının kendi kültürel birikimini ve biçim dilini Değirmendere’ye taşıyor. Uluslararası karma sergi, bu buluşmanın sanatçı ve eser çeşitliliğini genişletiyor. BAP destekli koruma ve restorasyon projesi ise geçmiş yıllarda oluşan kamusal sanat birikiminin geleceğe aktarılmasına katkı sağlıyor.
29'uncu Uluslararası Değirmendere Zühtü Müridoğlu Ahşap Heykel Sempozyumu, 30 Temmuz Perşembe günü saat 18.30’da gerçekleştirilecek kapanış programıyla tamamlanacak.
Sanatçıların ürettiği eserler, Değirmendere’nin açık alanlarında kent yaşamına katılacak ve bölgenin kültürel belleğine yeni izler ekleyecek.
Sempozyum sona erecek; ahşaba verilen biçimler, sanatçıların emeği ve Değirmendere’nin sanatla kurduğu uzun ilişki kentte yaşamayı sürdürecek.
Sempozyum kapanış programı: 30 Temmuz 2026 Perşembe, saat 18.30
Yer: Değirmendere Çınarlık Meydanı
29-II Uluslararası Karma Sergisi: Değirmendere Sanatevi
Sergileme tarihleri: 17–31 Temmuz 2026




