Birgül Özçelikci Taşören, resim, sanat eğitimi, kitap görselleştirme, sergi organizasyonu ve çağdaş sanat üretimini aynı hatta buluşturan çok yönlü bir sanatçıdır. Ankara’da doğan sanatçı, Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek lisansını Gazi Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Bileşik Sanatlar Ana Sanat Dalı’nda, “Postmodernist Yaklaşımla Bale Temasının İşlenmesi ve Örneklenmesi” başlıklı teziyle tamamladı. Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Plastik Sanatlar Ana Sanat Dalı Sanatta Yeterlilik Programı’nda ders dönemini tamamladıktan sonra tez aşamasında çalışmalarına ara verdi.
Sanatçının mesleki yaşamı, üretimle eğitimi birbirinden ayırmayan bir çizgide ilerler. Cumhuriyet Üniversitesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Resim-İş Eğitimi Ana Bilim Dalı’nda öğretim görevlisi olarak çalıştı. Ardından Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde görsel sanatlar öğretmeni olarak görev aldı. Bugün Kocaeli Güzel Sanatlar Lisesi’nde sanat eğitimine katkı vermeyi sürdürmektedir. MEB’in güzel sanatlar liseleri için hazırladığı Temel Sanat Eğitimi 9 ve İmgesel Resim 10 ders kitaplarının yazar kadrosunda yer aldı; ayrıca görsel sanatlar kitap komisyonlarında alan uzmanı olarak görev yaptı.
Birgül Özçelikci Taşören’in sanatında belirleyici eksen klasik baledir. Fakat bu tema, onun resimlerinde doğrudan sahne tasviri ya da figür anlatımı olarak kalmaz. Balerin bedeni zamanla geri çekilir; onun yerini tütü, kumaş, iz, gölge, yüzey, mantar lamelleri, organik doku ve dönüşen nesneler alır. Sanatçı, bale imgesini figürden ayırarak nesneye, ritme ve dokuya taşır. Bu nedenle onun resimlerinde bale, sahnede izlenen bir gösteriden çok, bellekte ve yüzeyde yeniden kurulan bir hareket duygusuna dönüşür.
Sanatçının özellikle mantar formlarını ele aldığı yapıtlarında bu dönüşüm daha belirgin hale gelir. Mantarın lamelli yapısı, balerin eteğinin kıvrımlarını ve sahnedeki dönüş hareketini çağrıştırır. Sapı koparılmış mantar, doğadan alınmış bir nesne gibi görünürken tuval üzerinde başka bir role bürünür. Bu organik form, hem doğanın gizli geometrisini hem de balenin bedensel disiplinini aynı yüzeyde buluşturur. Mantar, biyolojik varlığının dışına çıkar; izleyicinin gözünde sahne, beden, tütü ve dönüş hareketiyle ilişki kuran plastik bir imgeye dönüşür.
Taşören’in resimlerinde üç ana damar dikkat çeker. Birincisi, figür ve sahne belleğidir. Balerin bedeni kimi zaman yatar, kimi zaman görünmezleşir, kimi zaman bir gölge ya da maske aracılığıyla sezdirilir. İkincisi, organik doku araştırmasıdır. Mantar kesitleri, lameller, spor yayılımları ve merkezden dışa açılan biçimler, resmin yüzeyini hareketli bir alan haline getirir. Üçüncüsü ise dönüşüm fikridir. Nesne, kendi anlamından çıkar; başka bir bedene, başka bir ritme, başka bir zamana bağlanır.
Taşören’in resimlerinde renk kullanımı da bu anlatının parçasıdır. Beyaz ve krem tonları tütü, ışık, ten ve kırılganlık duygusu taşırken; koyu yeşil, kahverengi ve siyah tonlar doğanın nemli, kapalı ve gizemli alanlarını çağırır. Kırmızı ve yeşil merkezli soyut çalışmalarında ise mantar formu artık gözle görülen bir nesne olmaktan uzaklaşır; çoğalan, yayılan, içten patlayan bir enerji alanına dönüşür. Bu eserlerde sanatçının figürden soyutlamaya, soyutlamadan kavramsal alana doğru ilerleyen çizgisi açık biçimde izlenir.
Sanatçının 2015 yılında açtığı “Degas’a Saygı; Songür Bale” sergisi, onun bale temasıyla kurduğu ilişkinin önemli duraklarından biridir. Bu sergide yağlıboya, özgün baskı ve desenlerden oluşan otuz altı eser yer aldı. Taşören, üniversite yıllarında nü, Sivas yıllarında peyzaj, Kocaeli döneminde ise balerinler üzerine çalıştı.
Birgül Özçelikci Taşören bugüne kadar dokuz kişisel sergi açtı; çok sayıda ulusal ve uluslararası karma sergiye katıldı. “Bekleyiş”, “Bir Başka Sivas”, “Renkler ve Biçimler”, “Çizgilerde Songür Bale”, “Degas’a Saygı; Songür Bale”, “Temasl*aşma”, ArtAntAkyA International Online Contemporary Art Fair Solo Sergisi ve “Binlerce Yıl ya da Birkaç Saniye Önce” sanatçının kişisel sergileri arasında yer alır. Yurt dışında Japonya, Güney Kore, Fransa, Almanya, Bulgaristan, Yunanistan ve Amerika Birleşik Devletleri’nde sergilere katıldı.
Sanatçının üretimi resimle sınırlı değildir. Masal görselleştirmeleri, çocuk kitapları, ders kitapları, sanat yazıları ve akademik yayınları da onun çalışma alanının önemli parçalarıdır. Evvel Zaman Masalları, Dede Korkut Hikâyeleri, AB Masalları ve Dünya Türk Masalları kapsamında yaptığı görselleştirme çalışmaları, sanatçının çizgi, anlatı ve eğitim arasında kurduğu bağı gösterir. 2021 sonrasında duvar resmi, Türklerde duvar resmi, ağaç baskı, Käthe Kollwitz, Nilgün Şener ve Hasan Pekmezci üzerine yayımlanmış makale ve kitap bölümleriyle sanat yazınına da katkı vermiştir.
Birgül Özçelikci Taşören’i değerli kılan noktalardan biri, sanatçı kimliği ile eğitimci kimliğinin birbirini beslemesidir. O, atölyede resim üreten bir sanatçı olduğu kadar, genç sanatçı adaylarının görme, çizme, düşünme ve ifade etme biçimlerine emek veren bir eğitimcidir. Sergi koordinasyonları, öğrenci projelerine danışmanlıkları, kitap komisyonları ve duvar resmi uygulamaları bu emeğin görünür alanlarıdır.
Sanat eleştirisi açısından bakıldığında Taşören’in en güçlü tarafı, klasik bale gibi figür merkezli bir temayı doğrudan betimlemek yerine, onu organik nesneler, dokular ve metaforlar üzerinden yeniden kurmasıdır. Bu yaklaşım, onun resimlerini dekoratif bale resminden ayırır. En başarılı yapıtlarında izleyici, balerini açıkça görmeden de dönüş hareketini, tütünün yayılımını, sahne ışığını ve bedenin yokluğunu hisseder. Mantar lamellerinin kıvrımları, kimi zaman tütüye, kimi zaman kanada, kimi zaman da iç dünyaya açılan bir yapıya dönüşür. Burada doğa, figürün yerine geçmez; figürün belleğini taşır.
Taşören’in resimleri en güçlü etkisini, mantarın mantar, tütünün tütü, gölgenin gölge olarak kalmadığı; aralarındaki geçişin izleyici tarafından sezildiği anlarda verir. Bu sezgi alanı, onun sanatının asıl derinliğini oluşturur.
Birgül Özçelikci Taşören, çağdaş Türk resminde bale, doğa, doku ve dönüşüm kavramları etrafında kendine özgü bir görsel dil kuran; eğitimcilik, üretim ve sanat organizasyonu alanlarında süreklilik gösteren nitelikli bir sanatçıdır. Eserleri, doğanın ayrıntılarında saklı biçimsel zenginliği sahne belleğiyle buluşturur. Onun tuvalinde mantar bir bitki formu olmaktan çıkar; hareketin, kırılganlığın, zarafetin ve dönüşümün taşıyıcısı haline gelir.
Öne Çıkan,
Öne Çıkan,
Öne Çıkan,
Öne Çıkan,

,

,

,

,

,

,

,

,