Alman sosyolog Max Weber (1864–1920), otoritenin üç meşruiyet kaynağını ayırdı: geleneksel (âdet), karizmatik (liderin çekimi) ve yasal-ussal (kural). Bürokrasi, sonuncusunun örgütsel biçimidir — iktidar kişide değil, makamdadır.
Weber için bürokrasi teknik üstünlüktür: keyfîliği, kayırmacılığı ve öngörülemezliği ortadan kaldırır; büyük ölçekli sanayi toplumunun ancak bu sayede yönetilebileceğini savundu. Sözcüğün bugünkü olumsuz çağrışımı sonradan yerleşmiştir.
Ancak Weber tehlikeyi de gördü: ussallaşmanın insanı içine hapsettiği bir demir kafes. Bu eleştiri hattı, Mintzberg'in esnek örgüt tiplerinden çevik hareketin kural yerine ilke savunusuna, öğrenen örgüt kuramına kadar bir asırlık bir tartışmayı besledi.
