Latince "oynayan insan" anlamına gelen Homo Ludens, insanı yalnızca düşünen (homo sapiens) ya da üreten (homo faber) değil, her şeyden önce oynayan bir varlık olarak tanımlar. Hollandalı tarihçi Johan Huizinga'ya göre oyun, kültürden eski bir olgudur ve uygarlığın kurucu biçimidir.
Oyunun ayırt edici nitelikleri — gönüllülük, gündelik yaşamdan ayrılmış zaman ve mekân ("büyülü çember"), kendine özgü kurallar — sporda olduğu kadar tiyatroda, hukukta ve şiirde de iş başındadır. Kavram bugün oyun araştırmalarından spor sosyolojisine, sanat kuramından oyun tasarımına uzanan alanların ortak referansıdır.
