Tanım ve Çerçeve
Resim, en temel anlamıyla boya veya başka görsel malzemelerin bir yüzey üzerinde düzenlenmesi yoluyla oluşturulan görsel sanat biçimidir. Tate, İngilizcedeki painting kavramını genel olarak “boya veya başka ortamların bir yüzeye uygulanması pratiği” çerçevesinde tanımlar. Geleneksel boyanın maddi yapısında ise rengi veren pigment ile pigmenti bir arada tutup yüzeye bağlayan bağlayıcı temel bileşenlerdir. Yüzey; duvar, ahşap, bez, kâğıt, metal veya sanatçının tercih ettiği başka bir taşıyıcı olabilir.
Türkçede resim sözcüğü günlük dilde fotoğraf, çizim, illüstrasyon veya herhangi bir görüntü anlamında da kullanılabilir. Bu madde ise sözcüğün daha dar ve sanat tarihi bakımından belirgin anlamını, yani resim sanatını konu alır.
Resim yalnızca bir yüzeyin boyanması değildir. Renk, çizgi, biçim, leke, ışık, doku, oran, ritim, perspektif, boşluk ve kompozisyon gibi öğelerin belirli bir görsel düzen içinde ilişkilendirilmesiyle ortaya çıkar. Bu nedenle resim hem maddi bir üretim pratiği, hem de dünyayı görme, yorumlama ve yeniden kurma biçimidir.
Bir resim görünen dünyayı olabildiğince tanınabilir biçimde betimleyebilir; figürleri değiştirebilir ve sadeleştirebilir; görünür gerçeklikten tamamen uzaklaşarak renk, biçim ve hareket üzerinden soyut bir düzen de kurabilir. Tate'in soyut sanat tanımı da sanatın görünen gerçekliği doğru biçimde betimlemek zorunda olmadığını; biçim, renk, form ve jestsel izlerin kendi başlarına bir görsel dil oluşturabileceğini vurgular.
Tarihsel Arka Plan
Resim insanlık tarihinin en eski görsel anlatım biçimleri arasındadır. Tarihöncesi mağara ve kaya resimleri; insanın hayvanları, işaretleri, bedeni ve çevresini yüzey üzerinde görünür kılma isteğinin çok erken örneklerini oluşturur. Ancak resim tarihini tek bir coğrafyadan başlayan doğrusal bir ilerleme öyküsü gibi okumak yanıltıcıdır. Farklı toplumlar birbirlerinden bağımsız veya karşılıklı etkileşim içinde kendilerine özgü resim gelenekleri geliştirmiştir.
Antik Mısır'da mineral kökenli pigmentler öğütülerek arap zamkı gibi bağlayıcılarla karıştırılmış ve mimari yüzeylerden nesnelere kadar farklı alanlarda kullanılmıştır. Roma dünyasından günümüze kalan önemli resim örneklerinin büyük bölümü ise sıva üzerine yapılmış duvar resimleridir.
Çin sanatında özellikle mürekkep, fırça, kâğıt ve ipek etrafında gelişen resim gelenekleri; İslam dünyasında kitap resmi ve minyatür; Avrupa Ortaçağı'nda elyazması tezhip ve resimleri ile ahşap pano resmi farklı görme ve anlatma biçimleri ortaya çıkardı. Dolayısıyla resmin tarihi yalnız Avrupa tuval resminin tarihi değildir.
Avrupa'da Rönesans'la birlikte perspektif, anatomi, gözlem ve mekânsal temsil konularındaki araştırmalar resmin görsel dilini önemli ölçüde değiştirdi. Kuzey Avrupa'da yağlıboyanın geliştirilmesi ve inceltilmiş boya katmanlarının ustalıkla kullanılması, ayrıntı ve ışık etkilerinin yeni bir düzeye taşınmasına katkıda bulundu. Sonraki yüzyıllarda Barok resmin güçlü ışık-gölge düzenleri, hareketli kompozisyonları ve dramatik anlatımı yeni olanaklar açtı.
19'uncu yüzyıl resim açısından önemli bir kırılma dönemiydi. Sanayileşme, kentleşme, yeni boya malzemeleri, sanat piyasasının dönüşümü ve özellikle fotoğrafın ortaya çıkması, resmin görünür dünyayı “doğru biçimde kopyalama” işlevinin yeniden tartışılmasına yol açtı. Empresyonistler ışığın ve anlık görsel deneyimin peşine düşerken; Cézanne gibi sanatçılar doğadaki biçimlerin resim yüzeyinde nasıl yeniden kurulabileceğini araştırdı. Met, Cézanne'ın renk yoluyla biçim kuran yaklaşımının Kübizm, Fovizm ve sonraki avangard kuşaklar üzerinde belirgin etkisini vurgular.
20'inci yüzyılda Kübizm, Dışavurumculuk, Fovizm, Süprematizm, Soyut Sanat ve Soyut Dışavurumculuk gibi yaklaşımlar resmin nesneleri temsil etmek zorunda olup olmadığı sorusunu kökten değiştirdi. Böylece resmin konusu kadar, resmin kendisi —yüzey, renk, malzeme, fırça izi, hareket ve yapım süreci— sanatın konusu haline geldi.
Resmi Oluşturan Temel Unsurlar
- Resim sanatının dili birkaç temel görsel ve maddi öğenin ilişkisine dayanır.
- Renk, yalnız nesnelerin görünen rengini aktarmak için değil, mekân, vurgu, duygu, ritim ve karşıtlık oluşturmak için de kullanılabilir.
- Çizgi, nesnenin sınırını belirleyebilir, hareket yaratabilir veya kendi başına görsel bir öğeye dönüşebilir.
- Leke ve ton, açık-koyu ilişkilerini, hacmi ve atmosferi kurabilir.
- Biçim ve form, nesnelerin iki veya üç boyutluluk algısını düzenler.
- Doku, yüzeyin gerçek fiziksel niteliği olabileceği gibi görsel olarak oluşturulmuş bir yanılsama da olabilir.
- Kompozisyon, bütün bu öğelerin resim yüzeyi içindeki ilişkisini belirler.
- Mekân ve perspektif, iki boyutlu yüzeyde derinlik yanılsaması oluşturabileceği gibi sanatçı tarafından bilinçli olarak reddedilebilir.
Bu öğelerin hiçbiri tek başına “resim” değildir. Resim, aralarındaki ilişkinin kurulmasıyla ortaya çıkar.
Malzeme, Teknik ve Yüzey
Resim tarihinin değişimi aynı zamanda bir malzeme tarihidir. Pigmentlerin elde edilme biçimi, kullanılan bağlayıcılar ve resmin uygulandığı yüzey sanatçının çalışma yöntemini doğrudan etkiler. Met'in teknik araştırmaları, geleneksel yağlıboyada organik veya inorganik pigmentlerin kuruyan yağlarla karıştırılarak ahşap, tuval ya da metal gibi yüzeylere çoğu zaman katmanlar halinde uygulandığını gösterir.
Başlıca resim teknikleri arasında fresk, tempera, yağlıboya, suluboya, guaj, akrilik ve enkaustik sayılabilir. Bunlara çağdaş sanatta kolaj, endüstriyel boya, sprey boya ve çeşitli karma teknikler eklenmiştir.
Bu nedenle resmin yalnızca “tuval üzerine yağlıboya”dan ibaret olduğu düşüncesi doğru değildir. Tuval resmin önemli taşıyıcılarından yalnızca biridir; Getty'nin koruma terminolojisi de tuvali resimde kullanılan kumaş esaslı bir taşıyıcı yüzey olarak tanımlar.
Temsil ile Soyutlama Arasında
Resim tarihinin temel meselelerinden biri temsildir: Bir resim dünyada bulunan bir nesneyi, kişiyi veya olayı ne ölçüde temsil etmek zorundadır?
Portre, manzara, natürmort ve tarih resmi gibi geleneksel türlerde tanınabilir nesneler temel rol oynar. Buna karşılık modern sanatla birlikte sanatçıların önemli bir bölümü doğrudan betimleme yerine biçim, renk, yüzey ve ritmi öne çıkarmıştır.
Bu noktada figüratif resim ile soyut resim birbirinin kesin karşıtı olarak düşünülmemelidir. Figüratif bir eser son derece soyutlanmış olabilir; soyut bir resim ise doğadan, bedenden, mimariden veya sanatçının gözlemlediği başka yapılardan hareket etmiş olabilir.
Resimde önemli olan yalnız “Ne gösteriliyor?” sorusu değildir. “Nasıl gösteriliyor?”, “Neden böyle gösteriliyor?” ve “Resmin kendi yüzeyi nasıl kuruluyor?” soruları da resim sanatını anlamanın temel parçalarıdır.
Sanat Tarihindeki Yeri ve Önemi
Resmin gücü, aynı yüzey üzerinde farklı zamanları, düşünceleri ve bakış biçimlerini bir araya getirebilmesinden gelir. Bir hükümdarın portresi siyasi iktidarı görünür kılabilir; dini bir resim inancı biçimlendirebilir; bir manzara insanın doğayla ilişkisini yeniden tanımlayabilir; bir savaş resmi tarihsel hafıza oluşturabilir; soyut bir kompozisyon ise herhangi bir nesneyi betimlemeden yalnız renk ve biçim yoluyla güçlü bir görsel deneyim yaratabilir.
Bu nedenle resim yalnız sanat tarihinin değil; toplum, siyaset, din, ekonomi, teknoloji ve düşünce tarihinin de görsel belgelerinden biridir. Ancak resimler geçmişi doğrudan ve tarafsız biçimde kaydeden belgeler değildir. Her resim bir seçim içerir: sanatçı neyi göstereceğine, neyi dışarıda bırakacağına, nasıl göstereceğine ve izleyicinin bakışını nasıl yönlendireceğine karar verir.
Fotoğraf, sinema, televizyon ve dijital görüntünün ortaya çıkışı resmi ortadan kaldırmamıştır. Tam tersine her yeni görüntü teknolojisi, resmin kendisine yeniden bakmasına neden olmuştur. Günümüzde resim; figüratif, soyut, kavramsal, dijital ortamlarla ilişkili veya karma malzemeli biçimlerde varlığını sürdürmektedir.
Türkiye'de Resim
Anadolu ve Osmanlı coğrafyasında resmin tarihi; duvar resmi, kitap resmi, minyatür ve çeşitli bezeme gelenekleriyle Batılı anlamdaki şövale resminden çok daha eskiye uzanır. Bununla birlikte Türkiye'deki modern akademik resim eğitiminin kurumsallaşmasında belirleyici dönüm noktası Sanâyi-i Nefîse Mektebi'dir.
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'nin resmî tarihçesine göre Sanâyi-i Nefîse Mektebi, Osman Hamdi Bey'in öncülüğünde kuruldu ve 2 Mart 1883'te öğretime başladı. Üniversitenin Resim Bölümü de Türkiye'deki kurumsal resim eğitiminin başlangıcını 1883 tarihli bu okula dayandırmaktadır.
Geç Osmanlı döneminde Avrupa akademik resmi güçlü bir etki oluştururken Osman Hamdi Bey ve dönemin başka ressamları modern Türk resminin kuruluş sürecinde önemli roller üstlendiler. Cumhuriyet döneminde 1914 Kuşağı, Müstakil Ressamlar ve Heykeltıraşlar Birliği, D Grubu ve sonraki kuşaklar aracılığıyla figüratif, kübist, yapısalcı ve soyut eğilimler gelişti. Metropolitan Museum of Art'ın Anadolu sanatına ilişkin kronolojisi de geç Osmanlı akademik etkisinden Cumhuriyet'in sanat politikalarına, 1914 Kuşağı'ndan D Grubu ve 1950'ler sonrasındaki soyut resim eğilimlerine uzanan bu dönüşüme dikkat çeker.
Bugün Türkiye'de resim, akademilerden bağımsız sanatçı atölyelerine, galerilerden müzelere ve uluslararası çağdaş sanat ortamına uzanan geniş bir üretim alanının parçasıdır.
Kavramsal Ayrımlar
Resim / Görüntü: Her resim bir görüntü oluşturur; fakat her görüntü resim değildir. Fotoğraf, film karesi veya bilgisayar tarafından üretilmiş görüntü farklı üretim biçimlerine dayanabilir.
Resim / Desen: Desen çoğunlukla çizgi, ton ve işaret aracılığıyla kurulan bir görsel çalışma alanıdır. Resmin hazırlık aşaması olabilir ancak yalnızca taslak değildir; bağımsız bir sanat eseri de olabilir.
Resim / Tablo: “Tablo” çoğunlukla taşınabilir bir resim nesnesini ifade eder. Duvar resmi veya fresk resimdir fakat gündelik kullanımda tablo olarak adlandırılmaz.
Figüratif resim / Soyut resim: Figüratif resimde tanınabilir varlıklarla bağ korunurken soyut resim görünür gerçekliği doğrudan betimlemek zorunda değildir. Bununla birlikte iki alan arasında çok sayıda ara biçim bulunur.
Teknik / Üslup: Yağlıboya bir tekniktir; Empresyonizm bir sanat akımıdır. Aynı teknik çok farklı üsluplarda kullanılabilir.
Point Sözlük Bağlantısı
Resim, Point Sözlük'ün Resim disiplinindeki merkez maddelerden biridir. Renk, çizgi, biçim, kompozisyon, perspektif, desen, figürasyon, soyutlama, yağlıboya ve tuval gibi çok sayıda kavram bu ana maddeden dallanır.
Ancak resmin kavram haritası yalnız teknik kavramlardan oluşmaz. Rönesans'tan Empresyonizme, modernizmden soyut sanata kadar tarihsel olgular; Leonardo da Vinci'den Claude Monet'ye, Osman Hamdi Bey'den çağdaş ressamlara kadar kişiler; estetik, temsil, algı ve görsel kültür gibi düşünsel alanlar resim sanatının farklı boyutlarını görünür kılar.
Bu nedenle resim, yalnızca bir görüntü üretme yöntemi değil; insanın dünyayı nasıl gördüğünü, nasıl anlamlandırdığını ve nasıl görünür kıldığını araştırdığı temel kültürel pratiklerden biridir.








